ODA BAŞKANIMIZ ECZ. DEVRİM BALI' NIN KONYA BÖLGELERARASI TOPLANTI KONUŞMASI

28 Haziran 2022 Başkandan

Değerli divan, heyetimizin ve denetleme kurulumuzun, yüksek haysiyet divanımızın değerli üyeleri, değerli oda başkanları, odalarımızın değerli yöneticileri, kıymetli yol arkadaşlarım ve değerli meslektaşlarım

Hepinizi Manisa Eczacı Odası ve üyeleri adına saygıyla selamlıyorum.

 

Sözlerime başlamadan önce;

 

Konya’da olmaktan, Konya Eczacı odamızın misafiri olmaktan duyduğumuz mutluluğu dillendirmek isterim. Bu güzel organizasyonda emeği geçen tüm meslektaşlarıma ve emekçi kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bölgeler arası toplantımızın eczacılık mesleğinin saygınlığına, gelecek perspektifine, bilime ve insana yakışır, üretken ve fikirlerin yarıştığı bir toplantı olmasını diliyorum.

 

2 yıllık pandemi döneminde yitirdiğimiz meslektaşlarımızı, eczane personelimizi ve tüm sağlık emekçilerini saygı ve rahmetle anıyorum. Pandeminin en ağır koşullarında, insanların evlerinden çıkmaya korktukları anlarda, en ön safta, hastasına verdiği hizmetin niteliğine ve eczacıların “en yakın sağlık danışmanı” sıfatına yakışır şekilde bir an bile görevinin başından ayrılmayan, bu uğurda canından olan tüm meslektaşlarımı bir kez daha selamlıyor, emeklerinin ve özverilerinin karşılarında saygıyla eğiliyorum.

Kasım 2021 den bu yana Merkez heyetinde, denetleme kurulunda ve yüksek haysiyet divanında görev yapan meslektaşlarıma da emekleri ve özverileri için teşekkür ederim.

 

 

 

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli Hazirun

 

Tabi gündemimiz, yakıcı gündemimiz öncelikli konumuz; EKONOMİ. Ekonomik sıkıntılara gelicem ama öncesinde hazırda kürsü bulmuşken konuşmamız gereken, anlatmamız gereken başka konularda var. Onlara da kısa kısa değinmek istiyorum.

 

Öncelikle genel tablodan bahsedeyim.

Dünyaya ve ülkeye bakınca savaşlar, ekonomik sıkıntılar,  İÇİ BOŞALTILAN demokrasi adalet gibi kavramlar, dikta kültürünün HORTLAMASI, hareket alanınızın-Düşünce alanınızın daralması, söz söyleme sınırlarınızın “çizilir” olması gibi birçok olumsuzluklar görüyoruz.

 

Mesleğe bakınca ne görüyoruz?

Mesleğe bakınca, genç eczacılarda müthiş bir karamsarlık, geleceklerine dair güvensizlik

On binlerce eczacıda ekonomik sıkıntıların vermiş olduğu çöküntü,

Kamu eczacılarında kendilerini dışlanmış, kenara atılmış hissi

Meslektaşların tamamında bitkinlik, yılgınlık, en önemlisi SAHİPSİZLİK hissi. Örgütün kendilerine SAHİP çıkmadığı hissi görüyoruz

Yani tablo çok karanlık. Zerre aydınlık yer yok. Sorunlar büyük, sorunlar yakıcı, çözüm mercileri, icra mercileri  ya kör ya sağır. Maalesef değerlendirmelerimizi bu tablo çerçevesinde yapacağız.

 

Değerli meslektaşlarım konuşmama başlayacağım ama temelde şunu söylemek lazım. Dünden beri oluşan algı “yeni göreve geldiler herşeyi çözmelerini bekliyosunuz “ yönünde. Kimsenin, bakın vurgulayarak  söylüyorum, kimsenin 15 yıllık sorunları 3 günde neden çözmediniz dediği falan yok. Önce bunu bir önümüze koyalım. AMA örgüt, sorunların çözümünü de doğaldır ki bu masadan bekleyecek. Sorunların çözümüyle ilgili sorumluluk almayacak masanın, sorumluluktan kaçacak masanın örgüt içinde yeri de yok gereği yok. 

Değerli meslektaşlarım 15 yılı sormayalım ama

İFK bugün yarın olmadı 14 mayıs diye ortada dolaşırsanız ve İFK hala ortada yoksa, biz bunu buraya sorarız

KKİ ler hala zarar ettiriyosa, buraya sorarız

Sgk protokolü eczacıya yeterli katkı vermediyse, buraya sorarız

Yardımcı eczacılık kilitlendiyse, çözümü için adım atılmıyosa, buraya sorarız

Medikal tarama eylemi yüze göze bulaştıysa, buraya sorarız

Uzaktan sağlık yönetmeliğini sorarız

ÖKC cezaları geliyorsa ve böyle bir olay yokmuş gibi davranıyolarsa buna cevap ararız

Karekod deaktivasyonu hala çıkmadıysa bunu sorarız

Komisyonlar 6 ay sonra stand-up eşliğinde toplanıyorsa bunu bu masaya sorarız.

Örgüt bir kitap basamayıp, 3 yayın ortaya koyamadıysa bu masaya sorarız

 

 

 

 

 

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli hazirun, genel hatları özetledikten sonra konuşmama başlamak istiyorum.

 

Bizlerin bugün acilen çözülmesi gereken sorunların başında, sistemsiz bir biçimde açılan, çoğunda yeterli öğretim üyesi ve altyapı olmayan ECZACILIK FAKÜLTELERİDİR. Değerli hazirun, bu konu belki ekonomik sıkıntılarında ötesinde, en ağır sorun. Ekonomik sıkıntılar baypas edilir, gün gelir pansuman tedbirlerle geri plana itilir.

Ama eczacı enflasyonu bizi bitirir. Bu konuyu öne alıp üzerinde çalışmalı, bu fakültelerin sadece yüksek lisans ve doktora öğrencisi almaları yönünde düzenlemeler yapılmasını sağlamalı, kontenjan azaltılması ve baraj puanların yükseltilmesiyle ilgili taleplerimiz karşılık bulana kadar dillendirilmelidir. Bu işle bağlantılı birde yardımcı eczacılık konusu var ki, sizi bana, beni size, eczacıyı meslektaşına düşman eder. Mezun olan genç kardeşlerimiz odaların yolunu tutmaya başladı. Bir çok oda tıkanıyor bu konuda. Bu konuyu tekrar masaya yatırıp değerlendirmemiz şart. Makul şartlar altında yapılmasını, devletin zorladığı sistemin eczacının omzuna yük olmasını önlemeliyiz. Önleyemiyorsak bu sistemin eğitim yılları içine yayılmasını sağlamalıyız. Taleplerimizi netleştirelim. Bir an önce netleştirelim. Sonrada hep birlikte yol alalım.

 

 

 

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli Hazirun

 

 

Değerlendirmeye kasım ayından devam etmek lazım belki de. Çünkü heyet kasımdan bu yana neler yaptı çıktı anlattı. Şimdi sizlere kasım ayını, aralık ayını, ocak ayını hatırlatmak istiyorum. Eczanelerinizde bulamadığınız ilaçları, çocukları kapıdan döndürdüğünüz günleri, bir şişe soğuk algınlığı ilacı için girdiğiniz tartışmaları hatırlayın. Geçmek bilmeyen nöbetleri, sonu gelmeyen yok ilaçları, depoların hatıra gönüle verdiği 1 er kutu ilacı hatırlayın. Hatırlayalım. Sıkıntılar hala geçmedi. Hala benzer sıkıntıları yaşıyoruz.

 

O günlerde, vatandaş ilaç bulamazken, eczacı eczanesinde bu sorunlarla boğuşurken;

hasta hakları dernekleri ilaç bulamıyoruz diye defalarca açıklama yaptılar.

Tabip odaları defalarca açıklama yaptı.

Birçok farklı siyasi görüşten sendika defalarca açıklama yaptı.

Oda başkanları, dilleri kurudu ilaç yok demekten.

 

1 yer daha var 1 yer. O bir yer dedi ki; “tedarik sıkıntısı yaşanan ilaçlar” “üretim aksaklıkları nedeniyle yeterli sayıda bulunamayan bazı ilaçlar” ve bunu açıkladığı açıklamanın başlıklarını da farklı attı. Sayfada bulmanıza, ilaç yoklarını sıkıntıları anlatıyor bu açıklama demenize imkan yok.

O bir yere sorduk, neden böyle dediniz?

Neden vatandaş ilaca ulaşamıyor demediniz?

Neden 2021 yılında vatandaş ilaç bulamıyor demediniz?

Deseydiniz iyi olurdu dedik. O bir yerden, şöyle bir cevap geldi; “kırmadan dökmeden derdimizi anlatmaya çalışıyoruz”.

O bir yer neresi biliyor musunuz? O bir yer, Türk Eczacıları Birliği. İlacın sahibi olduğunu iddia eden eczacının birliği. Hepimizin birliği. Çatı örgütümüz. TEB in başkanlık makamı, kurumsal yapısı. Cesaretle doğru bildiğini söylesin diye beklediğimiz örgüt. Ama demediler. Diyemediler, belki de gerek görmediler. Belki ilaç çoktu biz göremedik. Hata bizde.

Bakın değerli meslektaşlarım, doğru bildiğini söylememek, söyleyememek çok ağır bir yüktür. İnsanın midesine oturur TAŞ olur, omzuna çöker ömür boyu KÜFE olur. Bu örgütün artık eczacıyı, vatandaşı ilgilendiren her konuda cesaretle, cesaretle söz söyleme, tavır alma zamanı gelmiştir. Doğruyu eğmeden bükmeden, eğmeden bükmeden söyleme zamanı gelmiştir.

Yapamıyor olabilirsiniz. Şu sebep bu sebep. Sebep aramıyorum. gerçekten aramıyorum.  Sadece şunu söylüyorum. Çıkın söyleyin. Olmuyor arkadaş yapamıyoruz deyin, söylemiyoruz deyin, konuşamıyoruz deyin, olmuyor deyin. Ve sonrada huzur içinde evinizde oturup çayınızı için. Merak etmeyin bu 70 yıllık örgüt kendi yolunu çizer, yeniden ayağa kalkar. Değişim değişim diye gelip örgütün geleneklerini yok saymaya, cesaretini kırmaya, jargonunu değiştirmeye kimsenin hakkı yok.

 

 

 

 

 

 

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli hazirun

 

 

Bizler, emeğiyle çalışan, çalışıp kazanan, hayata emeğiyle tutunan insanlarız. Alın terini-emeği kutsal biliriz. Bu yüzden emeğe, emeği üreten emekçiye saygı duyarız, yanında oluruz.

Son 6 aydır yoğun şekilde devam eden Beyaz Önlük eylemlerine desteğimiz, maalesef odalar düzeyinde kaldı. Manisa da tüm haklı “hak arama” mücadelesinde olduğu gibi, bunda da sağlık çalışanlarının yanındaydık.

Binlerce doktor, sağlık çalışanı hakları, gelecekleri, bugünleri, uğradıkları şiddet ve sağlıksız çalışma ortamları için alanlara indi kamuoyu oluşturdu. Bizim derdimiz yok muydu? Kamuda görev yapanların derdi yok mu?  Mücadele edenler Yeterli görmeseler de bazı kazanımlar elde ettiler.

Ama maalesef biz yoktuk. Neden yoktuk? “hak aramamayı” içselleştirdik çünkü. Birileri bizim yerimize gitsin, bakanla görüşsün, bürokratlarla görüşsün işine alıştık çünkü.

Bundan sonraki süreçte, olmamız gereken yerde olacağımıza inanıyorum. Ama bunu yaparken 2 gün kala alınan kararlarla değil, baştan; cesaretle, sağlık meslek mensubu olmanın bilinciyle, daha doğrusu sınıf bilinciyle hareket etmemiz gerekliliğini hatırlatıyorum.

 

 

Şimdi değerli meslektaşlarım

 

Emek dedik, emekçi dedik. Hazır konuşma buraya gelmişken 2 cümle daha etmek lazım. Elbet kurumlar çalışan kadrolarında değişiklik yapar. Dönemin yöneticileri kendilerinin ahenk içinde çalışabileceği kadrolara görev vermek isteyebilir. Bizde yapıyoruz yeri geldiğinde. Ama bunu yaparken 2 şeye dikkat ediyoruz. Tavsiyem bu 2 hususun göz ardı edilmemesidir. 1.si kurum hafızası, geçmişi, geleneği. Adına ne derseniz deyin. Kurumların hafızası olan, kurum kültürünün vücut bulduğu çalışanlar vardır. Bizde de var Teb de de var. Bu kişilerle ilgili karar verirken 2 kere düşünmek lazım. 2.si  emekçinin emeğine ve geleceğine saygı duymak lazım. Saygı duymalıyız.

Bu örgüt son zamanlarda gazetelerde, farklı basın yayın organlarında hatta TBMM de “emekçi kıyımı” yapılan, hatta daha başka sözlerle anılan bir kurum olarak anılır oldu. Bu konuda Birliğimizin yetkili ağızlarından işin aslını öğrenmek istiyoruz.

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli hazirun

Hazır heyete soru sormaya başladık. Bir soru daha sorayım. Kürsüyü bulmuşken sormak lazım. Normalde başkanlar grubuna sorular soruyoruz biliyorsunuzdur, duymuşsunuzdur. Bir cevap alamıyoruz. Saymanlar alamıyor, genel sekreterler alamıyor. Ne soruyorsunuz da cevap alamıyorsunuz diye merak ediyorsunuzdur. Valla zor soru sormuyoruz, sgk sözleşmesini soruyoruz, its yi, karekodları, ökc yi, cezaları, denetlemeleri. Yani yaptığımız göreve dair ne varsa onu soruyoruz, eczacıyı ilgilendiren ne varsa onu soruyoruz. Ama cevap alamıyoruz. Bilmiyorum belki farklı sormak lazım. Bu konuda çok dertliyiz. Ara ara dert edinip düşünüyorum. Ya insan insana neden cevap vermez? 2 şeyden vermez. 1.si değer vermiyordur cevap vermez. Ki bu kötü bişey, üzücü bir şey. Eminim birliğin değerli başkanı en az bizim onu sevdiğimiz kadar bizi seviyordur. 2.si, verecek bir cevabı olmaz ondan cevap vermez. Bu kötü değil, felakettir felaket.

Tepetaklak oluruz.

 

Soruma geleyim. Anlamadığım bir nokta var. Şimdi Gss genel müdürüyle ilgili sert bir açıklama yayınladı Heyetimiz. Alışık olmadığımız türden. Gss genel müdürü bize hakaret etmiştir, görevden alın diyor özetle. Hangi toplantıda? Birliğin denetleme kurulu başkanının ve heyet üyesinin katılıp, hatta foto çekilip teşekkür mesajı yazdığı toplantıda. Her halde orda farkına varamamış olacaklar ki, TEB binasına dönünce bir açıklama yapma gereği duydular. Daha sonra yine aynı karede yer alan oda başkanımız, ben böyle bir açıklamayı kabul etmiyorum, imza da atmam dedi.

Gel zaman git zaman Birliğimizin değerli başkanlık divanı üyesi ve heyet üyesi tekrar ziyaret etmiş. Kurumlarda küslük olmaz. Yöneticiler geçicidir, kurumlar kalıcı. Ama soru şu; şimdi hakaret konusunda neredeyiz? Etti mi etmedi mi? Ettiyse neden sadece bir açıklamayla geçiştiriyoruz? Madem hakaret etti, bu iş sonuçlanmadan-aydınlanmadan değerli üyeler neden gidiyor? Ya da şöyle sorayım, hakaret ettiği anda neden o salonda bulunanlar tepki vermedi? Etmediyse de neden öyle böyle bir işin içine girildi? Özetle GSS genel müdürünü seviyor muyuz, sevmiyor muyuz? Anlayacağımız dilden bir cevap bekliyorum.

 

Şimdi birde medikal reçetelerin taranma işinden bahsedip sona geleceğim. Birde komisyonlar var tabi. Konu içinde konu. Bir türlü bitmiyor. Heyetimize ayrıca teşekkür ederim bize bu konu zenginliğini yaşattıkları için. Lobide hep mi eleştireceksiniz diyorlardı, hayır teşekkürde ediyoruz.

Komisyonlar konusunda olan şudur; 7 ay toplanmamış, değerli başkanlarımızdan biri başkanlar grubuna sitem edince, hatta isyan edince ertesi gün bir hareket başladı. Tüm komisyonları aynı gün toplanacağı yazısı geldi odalara. Adıda “eşgüdüm” toplantısı. Komisyonlar üretme, fikirleri tartışma bu örgütü daha iyiye götürme yerleridir. Bu örgütün mutfağıdır. 1.5 saatlik stand up larla zaman harcanacak yerler değildir. Özel ricamdır. Lütfen bu işi önemseyelim. Gerekirse ayda bir toplayalım. Ama komisyonlarımızı aktif ve üretken tutalım.

 

 

 

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli hazirun

 

Şimdi Başkanlar danışmada oda başkanları ve heyetin katılımıyla ortak bir karar aldık ve bunu yayınladık. Neydi bu? Medikal ürünlerin fatura ve eki belgelerinin eczanelerimiz tarafından taranmaması. 2 şubat 2022, madde 5. Başkanlar danışmanın sonuç bildirgesinde bu işe “ angarya”dır kabul etmeyiz dedik. Öncesi de var tabi. Eczacı tabanı, odalar  taramayalım derken, birlik sayfasında SGK tarafından yayınlanan “tarayın” duyurularını yayınladı. Bir yandan taramaya karşıyım diyeceğiz, bir yandan kurumun “tehditvari” açıklamalarını yayınlayacağız. Hatırlayın SGK açıklamalarını. Sözde taramaya karşı duran örgüt, SGK nın duyurularını anlık bize iletmekle mükellef saydığı bir dönem geçirdik.

Neyse dediğim gibi başkanlar danışmada bir karar çıktı. Biz dağıldık. Dağılış o dağılış. Ard arda kaç kez soranlar oldu. Faturaları bazı bölgelerde kabul edilmedi, dediler ki yürütme durdurma bekliyoruz siz de bekleyin. İyi güzel. Faturalar iade edildi dediler ki yürütme durdurma bekliyoruz siz de bekleyin. Tamam iyi güzel. Biz sürekli bekledik.

Peki eylem yaparken ne yapmak lazım?? Birincisi birlikte hareket etmek lazım. Birlikte hareket edeceğiz. 2.si bu işin bir yürüteni olur, o da birliğin değerli  başkanıdır, onun sözünü yere düşürmemek lazım. 3.sü sonuç alana kadar devam etmek, gerekirse arada strateji değiştirmek ama naparsak yapalım yola devam etmek lazım. Boyun bükmemek lazım. 4 sü bu işi hep birlikte sahiplenmek lazım. Şimdi bu  medikal tarama işinde çok acı sözler duyuyoruz. Başkanlar istedi heyet yaptı gibi. Açıktan da dillendiriliyor.

Sayın başkan merak ediyorum gerçekten böylemi düşünüyorsunuz?

Başkanların gönlü olsun diye mi eylemlilik içine soktunuz örgütü?

Şimdi biz bu eylemin neresindeyiz, Siz neresindesiniz?

Ne yapıyoruz? Samimiyetle cevabınızı bekliyorum.

Biz bu soruları, defalarca sorduk. En son yazdım. Bu eylemi heyet umursanmıyor diye. Umrunda değil. Umrunda değil. Tekrarlıyorum umurlarında değil. Açıkça söylüyorum, tekraren söylüyorum, üzerine basa basa söylüyorum. Birileri birşeyler yapıyor tepiniyor heyetin UMRUNDA DEĞİL.

Ya kaç ay olmuş, örgüt eyleme kalkmış, bir allahın kulu neden odaları arayıp sormaz? Ne yaptınız nasıl gidiyor kaç eczacınız eyleme destek veriyor, örgütlülük durumunuz nedir diye.

Neden sormaz değerli başkan lütfen cevap verin.

Söyleyin

Bu eylemi gereklimi buluyorsunuz yoksa dayatma mıdır? Gereksiz midir?

 

Ben size Manisa da nasıl bir örgütlülük içinde olduğumuzu söyleyeyim. Bu sene 263 eczanemiz medikal sözleşme yaptı geçen senede yakındı bu rakam. Taratmayın örgüt eylem kararı aldı deyince 259 meslektaşımız taratmamış.259. Neredeyse yüzde100. Yüzde 100. Alın size emek, alın size örgütlülük, alın size dayanışma. Tek tek  görüştük eczacıyla, tek tek. Neden? Örgüt eylem kararı almış çünkü. Eylem yapıyor bu örgüt.

 

Eczacı örgütüne odasına teb e güvenip taratmadan bekledi. Ne dediysek yaptı.Siz ne yaptınız?

Ses çıkarmayıp iş kendi kendine yok olsun sönsün gitsin diye beklediniz. AÇIKCA SÖYLÜYORUM BU EYLEM ÖRGÜTÜN YÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞMIŞTIR. AYAĞINA DOLANMIŞTIR. BİZZAT HEYETİN KENDİSİ TARAFINDAN YÜZLERİNE GÖZLERİNE BULAŞTIRILMIŞTIR. BUNUNLA İLGİLİ ÇIKIP Birliğin değerli Başkanı örgüte izahat vermelidir.

 

Yazık ediyorsunuz emeklere. Yazık ediyorsunuz bu örgüte.

Bu gün buradan eylem kararı eylem vurgusu yapılıyor. Eyvallah yapalım.

Böylemi eylem yapacaksınız? Susarak sahip çıkmayarak mı?

Bu eczacı bir daha size mi güvenecek bize mi?

Yazık ediyorsunuz yazık. Başkanlar danışmadan sonra hangi oda “nasıl tarama yapılır” diye duyurular çıktı? Takip ettiniz mi? Etmezsiniz. Etmediniz. “Çünkü başkanlar istedi siz yaptınız” Olay bu kadar.

 

Biz hala ilk günkü yerimizdeyiz. Salondan çıkarken alınan kararı onurumuz olarak görüyor ve koruyoruz. Koruruz.

 

Farkına varın, odalar debeleniyor. Üye örgütten kopmasın diye debeleniyor

Daha iyi bir meslek için debeleniyor

Sorunlar çözülsün diye debeleniyor.

Birlik nerde? Nerde birlik?

 

 

 

 

 

 

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli hazirun

 

 

KISA Bir sitemimide iletip ilerleyeyim. İştiraklerimiz göz bebeğimiz. Her dönem farklı odaların başkanları yöneticilik yapıyor buralarda. Elinden gelen katkıyı veriyor. Bayrak yarışıdır, omuz omuza yükseltilmesi, lider kuruluşlar haline getirilmesi gereken yerlerdir. Baştan şunu da söyleyeyim, her yeni heyet kendi ahenk içinde çalışabileceği, inandığı başkanlardan bir kadro kurar. Gayet de doğaldır. Görevi devredenler alanlara talep halinde destek olur, tecrübelerini paylaşır. Ve kimse bunu teşekkür için yapmaz. Buraya kadar hepimiz hemfikiriz sanırım. Bu kardeşiniz egaş ta 2 yıl yöneticilik yapmış, örgütü için elinden gelen çabayı göstermiş bir kardeşiniz. Görev değişimi yapılırken oda sekreterinin telefonuyla görevden alındığını öğrenmiş biri. Bakın birçok şeyi eleştiriyoruz, dünya diyoruz, ülke diyoruz ama görev değişimi yapılan bir oda başkanını 10 saniye arayıp bunu söylemek çok mu zor? 5 kişiyiz epi topu. 5. Arasınız görev değişimi dersiniz kapatırsınız. Bu kadar mı zor bu işler? Bu kadar mı zamanınız yok? Bu kadar mı koptunuz oda başkanlarından. Sektreter mail den görür, oda başkanı sekreterden duyar.  Böyle olmaz. 10 saniye ayırın bari bunu doğru yapın.

 

 

 

 

 

Değerli meslektaşlarım

Değerli hazirun

 

Son konuya geldim.

Benden önce söz alan tüm konuşmacıları dikkatle dinledim. Birçok not aldım. Ağızlarına sağlık. Kıymetli düşüncelerini bizimle paylaştılar. Şu ana kadar dinlediğim tüm konuşmacıların sözlerinde ortak nokta, artık bıçağın kemiğe dayandığı ve gidilecek bir yerin kalmadığıdır.  Tamamen katılıyorum.

 

Değerli meslektaşlarım.

Lafı döndürmeye evirmeye çevirmeye hiç gerek yok.

Eczacının yarını karanlık.

Eczacının yarını karanlık. Eczacı yarını göremez halde. Devlet kurumları kör bizi görmez, örgüt uykuda uyanmaz.

Derdimiz büyük. Binlerce meslektaşımız için bu senenin sonu yok.

Tekrarlıyorum binlerce eczacı için bu senenin sonu yok.

Bu sefer iş farklı. İş ciddi.

 

8 bin 10 bin 12 bin kaç derseniz deyin binlerce eczacı zor durumda, zorla ayakta durur halde ve eczacı örgütüne dönmüş, onu kurtaracak, hayatını sürdürmesini sağlayacak bir şeyler bekliyor, medet bekliyor medet.

8 binmiş, 10 binmiş bizim feda edecek 1 eczacımız dahi yok 1. 1 kişiyi feda edemeyiz. Bir kişiyi yalnız bırakamayız.

 

Eczacının gözü kulağı burada

Bu salondan bir umudun çıkmasını bekliyor. pazartesi sabah mesleği için umutlanmak istiyor.  

Pazartesi sabah uyanınca artık bir şeylerin değişmesi için adım atılmasını bekliyor.

Pazartesi sabah uyandığında birilerinin onun farkında olduğunu bilmek istiyor.

Lafla kaybedecek zamanımız yok. Eczacının derdi lafla çözülemez noktada. Artık söz tükendi.

Beklemeye zamanımız yok.

Müzakere masasında kaybedecek zamanımız yok.

Zaman sesimizi çıkarma, 40 bin eczacının gücünü birlikteliğini gösterme zamanıdır. Zaman hakkını söke söke alma zamanıdır.

 

Değerli meslektaşlarım, bugün burada bir karar alacaksak, alacağımız karar afiş asmanın, 3 satır açıklama yapmanın, siyah çelengin ötesinde olmalıdır. Açıklamayla afişle geçiştirilecek bir dönemde değiliz. Bu gaflete düşenler, kırmadan dökmeden eylem yapayım diyenler şunu bilsin;  2 elimiz yakanızda olur.  

 

Manisa eczacı odası, önceki eylemlerde olduğu gibi, Buradan çıkacak eylem kararının sonuna kadar arkasındadır. Sonuna kadar.

 

Net görüşümüz şudur;

Hakkımızı meydanlarda arama, haklılığımızı kör gözlere gösterme, sağır kulaklara duyurma zamanıdır.

 

Değerli meslektaşlarım, son cümlem şu;

Umudunuzu yitirmeyin, umudunuzu yitirmeyin. Umutsuzluğa düştüğünüz anda bu örgütün geçmişini düşünü umudunuzu yitirmeyin.

Umutsuzluğa düştüğünüz anda tandoğanda kolej meydanında yağmur altında hakkını arayan 32 bin eczacıyı düşünü umudunuzu yitirmeyin

Bu örgüt kanayan dizleri üzerinde yeniden ayağa kalkar, eczacısının hakkını arar. Umudunuzu yitirmeyin, sevgiyle kalın