ODA BAŞKANIMIZ UZM. ECZ. DEVRİM BALI’ NIN ODAMIZ SEÇİMLİ OLAĞAN GENEL KURUL KONUŞMASI

17 Eylül 2021 Meo



Saygıdeğer Protokol,

Sayın konuklar,

Değerli meslektaşlarım,

Basının değerli emekçileri,

 

Odamızın Seçimli Olağan Genel Kurulunu açıyor, genel kurulumuza katılan milletvekilimize, meslek örgütü başkan ve yöneticilerine, sivil toplum örgütlerinin başkan ve yöneticilerine, siyasi parti yöneticilerine, tüm dostlarımıza ve değerli üyelerimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 

Genel Kurulumuzun eczacılık mesleğinin saygınlığına, gelecek perspektifine, bilime ve insana olan inancına yakışır, üretken ve fikirlerin yarıştığı bir genel kurul olmasını diliyorum.

 

Sözlerime pandemide yitirdiğimiz binlerce vatandaşımızı, yüzlerce sağlık emekçisini saygı ve rahmet ile anarak başlamak istiyorum.

 

Pandeminin en ağır koşullarında, insanların evlerinden çıkmaya korktukları anlarda, en ön safta, hastasına verdiği hizmetin niteliğine ve eczacıların “en yakın sağlık danışmanı” sıfatına yakışır şekilde bir an bile görevinin başından ayrılmayan, bu uğurda canından olan tüm meslektaşlarımı bir kez daha selamlıyor, emeklerinin ve özverilerinin karşılarında saygıyla eğiliyorum.

 

8 Eylül Perşembe günü Manisa’mızın düşman İşgalinden Kurtuluşunun 99.yılı idi. Başta ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını minnet ve saygıyla yad ediyorum. Manisa’mızın kurtuluş günü hepimize Tekrar kutlu olsun.

 

Değerli konuklar,

Değerli meslektaşlarım,

İnsanlık geliştikçe teşhis ve tedavi birleştikçe, tüm sağlık çalışanlarının bilgisinin, hiyerarşisinin, uygulamasının değişeceği yeni bir döneme giriyoruz. Bu dönemin ihtiyaçlarını karşılamak için çok daha fazla çalışmamız, çok daha fazla dayanışma içinde olmamız, çok daha hızlı yol kat etmemiz gerekiyor. Bu yolu katederken hangi yoldan gittiğimizi bilmezsek, nereye gitmiş olursak olalım, gittiğimiz yere adapte olmak gibi bir şansımız olmaz.

 

Bizler insanların baş kaygısı olan“sağlığın sorumluluğunu”omuzlarımızda taşıyoruz.

 

Bizim bu sorumluluğun ne kadarını üstlenebileceğimizi devletin ve sosyal sigorta şirketlerinin hastanın sorumluluğunu ne kadar üstleneceği belirliyor. Devletin ya da sosyal sigorta şirketlerinin hastanın sorumluluğunun ne kadarını üstleneceğini ise o devletin ekonomik durumu ve siyasal pozisyonu belirliyor. 

 

1970’lerin herkes için sağlık isteyen sosyal devletlerinin yerini cepten ödemeler, tamamlayıcı sigortalar, yaygın ama dar kapsamlı hizmetler aldı. Bu bütün dünyada yaşanan bir dönüşüm. Hepimiz biliyoruz nedenini: Çünkü insanlık yaşlanıyor, çünkü sadece sağlık değil tüm hizmet sektörü paralı hale getiriliyor, çünkü tedavi ve ilaç masrafları artıyor. Bu noktada hükümetler bir tercih yapıyorlar, bu “bazıları için daha fazla sağlık” oluyor. İlaç sektörü gelişmiş olan Hindistan ve Brezilya AIDS ilaçlarını “insanlığın malı” olarak yeniden patentlerken, bazı ülkeler ağrı kesici bile üretemiyor. Dünyaysa onlara elinde kalan ilaçları satma gayretinde. Sahte kemoterapi ilaçlarının üretildiği ve satıldığı, acımasız, barbar bir dünyada yaşıyoruz.

 

Dünyanın bir tarafında 2 yıl içinde Mars a turist götürmeyi hedefleyen ülkeler, diğer tarafında müziği yasaklayan, kadınlara Güneşi yasaklayan ülkeler var. Bu skalada nerde olacağız? Muasır medeniyetin peşinden mi koşacağız, oturduğumuz yerden dünyayımı izleyeceğiz? Bu karar hepimizin. Ya özgür bir dünya arayışımızı sürdüreceğiz, ya da karanlığa gömüleceğiz. Bundan yaklaşık 100 yıl önce başlayan özgürleşme ve muasır medeniyet mücadelemizin sorumluluğunu bir an bile unutmamamız gerekiyor.

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli konuklar,

Ülkemizin üzerinde bulunduğu topraklar, binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Tarihsel tecrübemiz, bu coğrafyada yaşamış toplulukların, milletlerin, devletlerin, dinlerin ve kültürlerin tüm özelliklerini kapsayan ortak bir mirasın zenginliğinden oluşuyor.

 

İnsanların düşüncelerini özgürce ifade edebilmeleri ve birbirleriyle iletişim kurabilmeleri, toplumsal düzenin bizzat toplum tarafından sağlam bir şekilde oluşturulmasını ve sağlıklı biçimde korunmasını sağlar. Düşüncesini özgürce ifade edebilen her bir kesim; kendisini olduğu gibi anlatma imkânını bulacaktır.

 

Modern toplumlarda özgür Birey in “örgütlenme ve örgütlü yaşam” hakkı en temel ihtiyaç haline gelmiştir. Bu ihtiyaç; sivil toplum örgütleri, dernekler, siyasi partiler ve meslek örgütleri aracılığıyla giderilmektedir.

 

Geldiğimiz noktada bizleri yakından ilgilendiren, gözden kaçırmamamız ve asla aklımızdan çıkarmamamız gereken bir nokta var; o da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının Anayasa’daki yeridir. Bildiğiniz gibi mevcut Anayasa’nın 135. maddesi meslek örgütlerini düzenliyor ve onların kamu kurumu niteliğinde olduğunu vurguluyor. Anayasaya göre meslek örgütleri “devlet hiyerarşisi altında bulunmayan özerk kuruluşlar"dır. Anayasa, dar bir biçimde olsa da meslek örgütlerine kamusal sorumluluk yükler ve kamusal yetkilerle donatır. Bu doğrultuda meslek örgütlerinin yıllara dayanan demokratik mücadeleler içinde şekillenmiş kamu adına söz, temsil ve idarenin kararlarına müdahale imkânları mevcuttur. Meslek örgütlerinin anayasadan çıkarılarak, kamu kurumu niteliğinde olma özelliklerine son verilerek ve üyelik zorunluluğu ortadan kaldırılarak bir dernek statüsüne indirgenmesi tehlikesi halen masadan kalkmış değildir.

 

Ülkemizde meslek örgütlerine yönelik ideolojik gözlüklü yoğun bir çarpıtma ve propaganda faaliyeti yürütülüyor. Kamu adına faaliyet yürüten, toplumsal çıkarları korumaya çalışan meslek örgütleri bir engel olarak görülüyor.

Son olarak 20 Ağustos 2021 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Devlet Denetleme Kurulu’nun yetkileri kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri, sendika, dernek ve vakıfların her türlü ortaklık ve iştiraklerini de kapsayacak şekilde bir kez daha genişletilmiştir.

 

Yapılan bu değişiklik ne yazık ki, anayasal hukuk devleti anlayışı ile bağdaşmamakta, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurları olan kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının işleyişine “denetleme yetkisini aşan şekilde” müdahale imkanı getirmektedir. Diğer yandan Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135.maddesi çerçevesinde söz konusu birliklerin idari ve mali denetimine ilişkin kuralların ancak kanunla düzenlenebileceği güvence altına alınmıştır. Kanunla düzenlenebilecek bir alanın kararname ile düzenlenmesi Anayasamıza göre mümkün gözükmemektedir.

 

Bu doğrultuda kamusal-toplumsal yararı her şeyin üstünde tutan, Anayasa ile güvence altına alınmış meslek örgütlerinin bağımsızlığına ve demokratik işleyişine zarar verme riski doğuran bu düzenlemeden vazgeçilmelidir.

 

Ülkemizde hakiki bir demokrasinin inşası arzu ediliyorsa meslek örgütleri birer engel olarak görülmemeli, itibarlarını zedeleyecek söylemlerden ve sembolik hale getirecek adımlardan vazgeçilmeli; aklın ve bilimin ışığında ortak bir paydada buluşulmalıdır.

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli Konuklar,

Eczacıların en önemli gündemlerinden biri de Sağlık bütçesi.

 

Sağlık bütçesinin ve bu bütçeyi yapanların halktan bir şikâyeti var: diyorlar ki; “İlaçların “aşırı” kullanımı, giderlerimizi artırıyor”. Biz her zaman söylüyoruz. Sağlık giderlerimiz ve ilaç giderlerimiz dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında olan Türkiye için yüksek değildir. Yüksek olan sağlık bütçesi içindeki “teşhis ve tedavi” giderleridir. İlaç harcamalarımızın tedavi giderleri içindeki yüzdesi yüksektir. Onun da nedeni, tedavi giderleri içinde koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan payın yetersiz oluşudur. Önemle vurguluyorum; Sağlığı korumak her zaman tedavi etmekten daha ucuzdur.

 

Değerli konuklar,

Bütçe halktan şikâyetçi ama biz de bütçeden şikâyetçiyiz. Birkaç yönden: bir kere ilaç giderlerini en baştan sabitleyen global bütçe uygulamasında ilaç şirketlerinin zararlarını eczacıların cebinden karşılamak için ticari ıskontoların uzun yıllardır verilmeyişinden ve stok zararlarını ödememesinden şikayetçiyiz. İkincisi ilaç fiyatları sürekli ucuzladığı için piyasaya ilaç sürülmemesinden, ilaç bulamamaktan şikâyetçiyiz. Üçüncüsü bu fiyatlar karşısında eczacıyı korumak için yeterli olacak önlemlerin alınmamasından, eczane yaygınlığının sağlığın korunmasının bir güvencesi, eczacının da sağlık sisteminde iş birliği yapılması gereken bir partner olarak görülmemesinden şikayetçiyiz.

 

Hastalarımız da bütçeden şikâyetçi. Ama onlar sorun biz eczacılarda sanmaktalar. Muayene ücreti, ilaç fiyat farkı, katılım payı derken eczanede on kalemde aldığımız, bazılarında fiş veremediğimiz, açıklayamadığımız bazı kalemlerle cepten harcamaların artmasından şikâyetçiler. Üstelik bu ücretleri eczacının cebine giren ücretler sanmaktalar.

 

Yeri gelmişken şunu söylemek zorundayım: İlaçta bir bulunabilirlik ve kalite sorunu yaşıyoruz. Bunda ilaçları sadece bir meta olarak gören, ilaçlara sağlık ürünleri değil, ticari ürünler olarak yaklaşan ilaç firmalarının da büyük sorumluluğu var. İnsanlığın ürettiği bilgiyi kendi tekeline alan, onu patentleyen ve bu bilgiyi geri satan bir yaklaşım söz konusu.

 

Değerli Meslektaşlarım,

Değerli Konuklar,

Bizlerin bugün yaşadığı en akut sorunlardan bir tanesi, sistemsiz bir biçimde açılan, çoğunda yeterli öğretim üyesi ve altyapı olmayan eczacılık fakülteleridir. Şu anda sayıları 58 olan eczacılık fakülteleri, kalite ve altyapı açısından eczacılık alanında yeni sorunları beraberinde getirmiştir. Bugün yılda 3900 mezun verilmektedir. Tüm fakültelerin öğrenci kabul etmesi ile bu sayı yılda 5-6 binlere çıkacaktır. Evet yılda 6000 Eczacı. Sayıların daha iyi oturması için şöyle bir ilave yapmak istiyorum. Şuan ülke genelinde aktif eczane sayısı 28 bin. Kamu ve özel sektörde çalışan meslektaşlarımızla birlikte toplam meslektaş sayımız 35 bin. Cumhuriyet tarihinde 35 bin olan ve ülke genelinde yeterli ve kaliteli hizmet sunan bir mesleğin mensupları 5 6 yıl gibi kısa sürede 2 ye katlayacak.

 

Buradan sormak isteriz. Açılan eczacılık fakülteleri bir ihtiyaç doğrultusunda mı açılmıştır ve açılmaya devam etmektedir? Mezun olan eczacıların iş gücü planlaması yapılmış mıdır? 6 yıl önce 12 olan eczacılık fakülteleri hangi amaç ve gerekçe ile 58 e çıkarılmıştır? Eczacı iş gücü ucuzlatılmak, değersizleştirilmek ve sermayenin hükmü altına alınmak mı istenmektedir?

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli konuklar,

Geçtiğimiz dönemin önemli gelişmelerinden bir tanesi de revize edilen SGK protokolü ve Göç İdaresi sözleşmesi oldu. Çok önemli bulduğumuz bu 2 protokolde emeği geçenlere teşekkürü borç biliriz. Biliyorsunuz, bizlerin; eczacıların ekonomik koşullarını iyileştirmenin yanı sıra eczaneler arasındaki gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek konusunda da bir gayretimiz, ortak bir irademiz var. Bu irade doğrultusunda bir yandan düşük gelir grubundaki eczacılarımıza yönelik olarak pozitif ayrımcı önlemler alırken diğer yandan da reçetelerin sıralı ve üst limitli dağıtımını sağlayarak eczacılar için bir “eczacılık temel geliri” elde etmeye ve elbette ilaç suiistimalini önlemeye, hasta sağlığını korumaya çalışıyoruz. Bununla, genç eczacılarımızın mesleklerini yapmalarını bir nebze olsun kolaylaştırdığımızı da düşünüyoruz. Böylece eczane sisteminin yaygınlığını koruyor, başka tehditlere fırsat verecek şekilde eczane sermayelerinin yoğunlaşmasını önlemeye çalışıyoruz. Eczane yaygınlığının korunması ve sermaye yoğunlaşmasının önlenmesi çabası sadece genç eczacılarımız açısından değil tüm eczacılarımız ve eczacılık sistemi için gerekli bir çabadır.

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli konuklar,

“Muhakkak surette birleşmede kuvvet vardır. Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zekâ ve maharetleri birleştirmektir” diyen Mustafa Kemal ATATÜRK ün haklılığı, sermaye egemen bir dünyada her gün yüzümüze çarpıyor. Yaklaşık 5 yıl önce bölgemizde ecza kooperatifçiliğin amiral gemisi diyebileceğimiz EDAK faaliyetlerine son vermek durumunda kaldı. Meslek hayatını kooperatif şemsiyesi altında sürdüren biz eczacılar için hayatın gerçekleri o günden sonra başladı. Sermayenin vicdanının olmadığını, yıllardır abi-kardeş sandığımız ilişkilerin aslında senetlerden ve çeklerden ibaret olduğunu yaşayarak gördük. Bir gecede kısaltılan vadeler, kredi batağına mahkûm edilen eczaneler, eczanesini kapatan meslektaşlarımıza şahit olduk. Kooperatifin gücünü ve önemini acı deneyimlerle anladık. Bizler için önemli diğer bir nokta kooperatifte bizler adına görev alan meslektaşlarımızın sorunları ve karşı karşıya kaldıkları enkazdı. Bölge odaları, TEB ve kooperatiflerin ortak çalışmasıyla bu sorunlar büyük ölçüde aşılmış ve adım adım aşılmaya devam ediyor. Manisa eczacı odası olarak süreci ilk gün ki hasiyetimizle takip etmeye devam etmekteyiz.

 

Değerli konuklar,

İnsanlığın geçmiş 50 yıla göre 64 kat hızlı yaşadığı söyleniyor. Evet çok hızlı yaşıyoruz. Ama biz yılda bir gün 27 Haziran da zamanı durduruyoruz. 27 Haziranda Türkiye de ilk ecza kooperatifini kuran, Manisa'nın ve mesleğimizin gururu Neşe ablamızın mezarı başında oluyoruz. Her yıl ona sözler veriyoruz. Bu topraklarda emanetine sahip çıkacağımızı söylüyoruz. Belki bizi görüyordur. Duyuyordur. Ya da Ona verdiğimiz sözü tutmanın rahatlığıyla biz öyle hissediyoruzdur bilmiyorum ama rahat uyusun mekânı cennet olsun.

 

Edak’ın ardından bölgemizde kurduğumuz ve Neşe Gülersoy’un adını taşıyan salonda attığımız imzalarla ilk üyelerini kaydettiğimiz Ege Ecza Kooperatifi maalesef çağın ağır ticari şartları karşısında ayakta duramamıştır. Değerli meslektaşlarım biz hayatı, düştüğün yerden yeniden ayağa kalkıp yol yürümek olarak görürüz. Dizimiz yere değdiği anda yeniden doğrulur ve yola devam ederiz.  1 yıldan uzun bir süre önce şartların bu noktaya gelmesiyle Bursa Ecza Kooperatifi bölgemizde faaliyetlerine başladı ve taşlar tekrardan yerine oturdu. Bursa ecza kooperatifinin örgütlenme sürecinde, emek ve destek veren, omuz veren meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.

 

Şimdi bizlere düşen kooperatife omuz vermektir. Güvenli bir mesleki gelecek için, sermayenin elinde mesleğimizi oyuncak etmemek için kooperatife omuz verelim. Ama sız, fakatsız destek olalım. Bize yakışan kooperatifi paçasından aşağıya çekmek değil, kafayı kuma görüp görmezden gelmek değil, omuzlarımızda taşımaktır, yükseltmektir, daha iyiye gitsin diye mücadele etmektir.  Tüm meslektaşlarımı kooperatife üye olmaya, çalışmalarını arttırmaya ve bu mücadeleye destek olmaya davet ediyorum. Manisa eczacısı kendine yakışanı 1979 da olduğu gibi bugün de yapacaktır.

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli konuklar,

Her zaman gençlerin geleceği inşa edeceğini, gelecekte gençlerimizin vizyonu ve emekleriyle var olacağımızı söylüyoruz. Genç meslektaşlarımız bizim en büyük değerimiz. Bu değere birlikte sahip çıkmalı ve onların bakış açılarından yararlanmalıyız.

 

Değerli genç meslektaşlarım, sizlere seslenmek istiyorum. Manisa eczacı odasının kapıları her birinize sonuna kadar açık. Her masamızda, her komisyonumuzda, her kurulumuzda sizlere yer var. Gelin görev alın, mesleğinize, meslek örgütünüze, en önemlisi kendi geleceğinize değer katın. Hayallerinizin hepimizin hayallerinden de öte olduğunu biliyoruz. Bizlere düşen sizlerin önünü açmak, hayallerinize destek olmak ve en sonunda görevlerimizi size devredince uzaktan gurur duyarak sizleri izlemek olacaktır. Geleceği sizler inşa edeceksiniz. Meslek büyüklerine, bu örgüte emek verenlere saygı ve vefayı kalbimizde, gelecek kuşaklara güveni, omzumuzda taşıyarak yol yürüyoruz. Bu yol uzun, bu yol meşakkatli. Mesleki yaşamınızda ve hayatınızda, önünüzü kesenler olacaktır, çelme takanlar olacaktır. Asla taviz vermeyin, asla yılmayın. Unutmayın yarınlar sizin. Yarınları siz inşa edeceksiniz. Manisa eczacı odasının başkanıda, tüm kadrolarıda her zaman yanınızda olacaktır. Unutmayın

 

Değerli konuklar,

1984 yılında kurulan odamızda onlarca meslektaşımızın, temsilcimizin, kurul üyelerimizin, yöneticilerimizin, başkanlarımızın emeği var. Bu emekleri ölçmek tartmak mümkün değil. Her biri birbirinden değerli, her biri bizi biz yapan emekler. Manisa eczacı odası bugün bu emeklerin, özverinin üzerinde ayakta duruyor.

 

2019 Genel kurulunda sizlerin onayı ve izni ile Yunusemre ilçemizde bir arsa satın almıştık. Şimdi ruhsat aşamasına geldiğimiz oda hizmet binamızın temelini atmak için gün sayıyoruz. Eczacılarımızın daha rahat ve modern bir ortamda hizmet almaları için en iyiyi inşa etmek istiyoruz. Eczacının akademik kimliğine uygun olarak, mesleki tarihini ve geleceğin vizyonunu aynı çatı altında buluşturacağız. Bizler beton yığınlarına karşıyız. Dünyaya ve doğaya karşı olan sorumluluklarımızın farkındayız. Bu doğrultuda kendi kendine yetebilen, elektriğini güneşten, suyunu yağmur suyunu toplayarak karşılayan, nefes alan, yeşil bir bina inşa edeceğiz. Doğadaki ayak izimizi olabildiğince küçülteceğiz.  Seneye yapacağımız genel kurulumuzda hep birlikte açılışını yapmayı planladığımız binamızı gelecek kuşaklara miras bırakmanın haklı gururu içindeyiz.

 

Bu süreçte sadece oda hizmet binamızı değil, temsilciliklerimizi de kolay ulaşılabilir noktalara taşıdık. Alt yapılarını yeniledik. Alaşehir ilçemize açtığımız yeni temsilciliğimiz ile Sarıgöl ve Alaşehirli meslektaşlarımızın günlük mesleki hayatlarını kolaylaştırdık.

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli konuklar,

Biz eczacılar, Örgütsel gelişme yönünde de adımlar atmak zorundayız. Örgütsel gelişmenin ilk ayağı olarak kendi içimize kapalı bir yapı olmaktan çıkmalıyız. İlaç ve eczacılık alanında kendi dışımızdaki örgüt ve yapılarla işbirliklerinin imkânlarını yaratmak ve çoğaltmak için çaba göstermeye devam ediyoruz Onların da katkılarıyla zenginleşeceğimize, bütünleşeceğimize ve geleceğimizi hep birlikte kazanacağımıza inanıyoruz. Diğer ayakta ise Novagenix ve EGAŞ gibi Birliğimizin yıllar önce büyük emeklerle ve umutlarla var ettiği kuruluşlarımızı yeniden yapılandırıp güçlendirmek için sorumluluk alıyor ve çalışıyoruz.

 

Değerli hazirun,

Tüm yıpratıcı süreçlere rağmen, bu örgütün köklü gelenekleri, örgütlülük düzeyi ve birlikte iş yapabilme kabiliyeti sayesinde geçmişten gelen birçok önemli kazanımımızı koruyoruz.

Halen eczanelerin sahip ve mesul müdürü eczacı,

Halen ilaç eczanelerden eczacı danışmanlığında satılmak zorunda

Odalarımızda sıralı dağıtımlarımız sermayenin saldırganlığına rağmen devam ediyor.

Eşdeğer verme hakkımız dolayısıyla yerli ilaç sanayimiz halen ayakta

Zincir eczanelerin olmadığı sayılı ülkelerdeniz.

Örgütlü gücümüzün meyveleri olan TEB iştirakleri kendi alanlarında hızla yükseliyor, her geçen gün vazgeçilmezliklerini perçinliyor.

 

Değerli meslektaşlarım,

Bizler; eczacı sağlık danışmanı ve hasta güvenliği sorumlusu, eczane de birinci derecede bir sağlık bakım merkezidir diyoruz, öyleyse eczacı ve eczane temelli sağlık hizmet yelpazesini geliştirmek durumundayız.

İlacın tek sahibi olduğumuzu, aynı zamanda ilacın eczanelerinizin bel kemiği olduğunu unutmadan fitoterapi, aromaterapi, homeopati gibi alanlarda da sözümüzün olduğunu göstermeli, eczanelerimizdeki ürün çeşitliliğini artırmalıyız. Medikal ürünler konusunda attığımız adımı geliştirmeli, diğer eczane sağlık ürünlerinin belirli standartlara kavuşturulması için de çalışmaya devam etmeliyiz.

Anlayışımız ticari eczacılığın karşısında her zaman etik eczacılığı savunmak olmuştur. İnsani değerlere, etik değerlere, evrensel değerlere bağlı kalarak mesleğimizi icra etmek en büyük erdemimiz ola gelmiştir. Mesleğin etik değerleri ve gelenekleri çerçevesinde çağa ayak uydurmak zorundayız. Bir an önce başlamalı ve yol almalıyız. Bunu yaparken de yeni fikirlere açık olmalı, yenilikçi söylemlerin önünü açmalı, yeni fikirler için meslektaşlarımızı cesaretlendirmeliyiz.

 

Değerli Meslektaşlarım,

Değerli Konuklar,

Konuşmamın başında da söyledim, pandemi birçok değerimizi, sevdiğimizi bizden kopardı. Hayat tarzımızı değiştirdi. Evlere kapandık. Eczanelerimizde camların, şeritlerin arksında çalıştık. Hastalarımızla korkarak diyalog kurduk. Birbirimize toplantılara eğitimlere hasret kaldık. Ama her şeye rağmen 1 adım geri atmadan 1 saniye düşünmeden Manisa da 510 noktada Manisalıya hizmet etmeye ilaca, sağlığa ve insana değer katmaya devam ettik.

Pandemi bizlere birçok şey öğretti. Mesela sağlık sorununun sadece 3.dünya ülkelerinin sorunu olmadığı, dünyanın global bir hal aldığını, dünyanın herhangi bir yerindeki bir vakanın tüm dünyayı kasıp kavurabileceğini öğretti.

Dünyada sağlık sistemlerinin alt yapılarının yetersizliğini gösterdi.

Doğru yatırımın betona yola demire değil, bilime, üretime, üniversitelere ve emeğe yapılması gerektiğini öğretti.

Sağlık emekçilerini futbolculardan daha değerli olduğunu öğretti.

Özetle; “ hayatta en hakiki mürşitin ilim ve fen” olduğunu bizlere acı bir şekilde öğretti.

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli konuklar,

Meslek örgütleri demokratik yapılanmalardır. 2019 da yaptığımız genel kurulda sizlerin oylarıyla seçildiğimiz görevlerimiz biraz sonra divan teşekkülü ile sona erecek.

 

Kooperatifsiz, otoritenin meslek örgütleri ile sürekli kavga ettiği, pandeminin gölgesinde geçen zorlu bir 2 yılı geride bıraktık. Sizlerin güveni ve teveccühü ile sürdürdüğüm oda başkanlığı görevimde 4.yılımı geride bırakıyorum. Seçildiğim ilk günden bugüne evrensel ve insani değerlerin ışığında, hakkaniyeti, adaleti ve nezaketi elden bırakmadan görevimi sürdürmeye çalıştım. Bu süreçte hiçbir siyasal, etnik, mezhepsel veya dini farkın meslektaşlarımla arama girmesine müsaade etmedim.

 

Hep söylerim bu görevler zor görevlerdir. Zaman ister fedakârlık ister. Ben çok şanslı bir oda başkanıyım. Çünkü benim Bu süreçte çok büyük destekçilerim oldu. Devrim balı bu organizasyonun sadece küçük bir parçası. Beklide en küçüğü. Arkadaşlarımın emeği özverisi fedakarlığı o kadar büyük ki, onların arasına kendi adımı yazmam bile belki yersiz. Her zaman Klasik 2.ailem denir, ama yeri geldiğinde ailenizden bile fazla gördüğüm, bir arada olduğum yönetim kuruluma ayrı bir yer açmak istiyorum.

 

Hiçbir güzel iş tek başına yapılmaz. Faaliyet raporunda dinleyeceğiniz 10 saniyelik bir cümlenin ardında bile haftalarca süren emekler var olduğuna emin olun. Evinden çocuğundan ayrı kalan insanların emeği var. Bu emekler birer damla oldu, denize atıldı bugün sizlerin takdirlerine sunuluyor.

 

Arkadaşlarımın isimlerini tek tek saymak istiyorum. Odamızın gerçek emektarları, mesleği ve meslektaşları için proje üreten, koşan, yorulan, üzülen, ağlayan ve tüm bu fedakarlıkları gönülden yapan, gönüllü yapan gönlü büyük, emeği büyük güzel insanlar.

 

2.Başkanımız Duygu Elmas Mutlu. İsmi gibi parlayan, yeri geldiğinde 80 kişiyle bir of demeden konuşan, mesleğimize değer ve vizyon katan biri. Zaten hepiniz tanıyorsunuz. Kimisinin duygu ablası, kimisinin evladından ayırmadığı kızı. Başkan olduğum ilk günden beri birlikte mücadele ettiğim değerli yol arkadaşım. İyi ki varsın iyi ki bizimlesin.

 

Genel sekreterimiz Koray Kaya. Fiziki uzaklığına rağmen aldığı her görevi eksiksiz yapan özverili ve çalışkan genel sekreterimiz. İnşallah kısa süre sonra hayata 3 kişi devam edecek olan ailemizi şimdiden tebrik ederim.

 

Saymanımız Davut Şafak Coşkun, Fiziki uzakları yakın eden özverili, fedakâr yol arkadaşımız. İyi ki varsın iyi ki bizimlesin.

 

Yönetim kurulu üyelerimiz Okan Seyrek uzun yıllardır birlikte çalıştığım kıymetli meslektaşım, arkadaşım. Emeğinin ve özverinin hakkı ödenmez. İyiki varsın iyiki bizimlesin.

 

Ezgi Şenkal, genç yaşına rağmen taşın altına elini koyan, fedakâr, mesleğini için emek veren yol arkadaşım. Kısa bir süre ara verecekte olsa devamında yeniden mesleğine ve meslektaşına değer katmaya devam edecek. İyi ki varsın, iyi ki bizimlesin.

 

Duygu Yılmaz. Yine genç yaşta bu örgüte dahil olup bende varım diyen, emeğiyle hevesiyle daha uzun yıllar bu örgüte hizmet edecek olan değerli meslektaşım. İyi ki varsın,  iyi ki bizimlesin.

 

İyi ki varsınız iyi ki birlikte yol arkadaşlığı yapıyoruz. Sizlerle yürümek ayrı bir keyif, ayrı bir deneyim.

 

Yönetim kurulumdan sonra, odamızın seçilmiş kurullarında görev yapan, bizleri yalnız bırakmayan kıymetli meslektaşlarım, Merkez heyetinde bizleri temsil eden değerli Cem abimiz, ilçe temsilcilerimiz, ilçe temsilci yardımcılarımız, komisyonlarda da görev alan meslektaşlarımız ve odamızın değerli emektarları odamızın her işine koşan gecesini gündüzüne katan kıymetli personelimiz. Hepiniz iyi ki varsınız. Emekleriniz teşekkürle ödenmeyecek kadar büyük.

 

Değerli meslektaşlarım,

Değerli konuklar,

Yarın yapılacak olan seçimlere;

 

Mesleğimize değer katmaya, üretmeye, mesleki vizyonumuzu geliştirmeye devam etmek için yeniden adayız. Sizlerin verdiği güçle, sizler için adayız.

Geçmiş dönemde meslek örgütümüzün neresinde olursa olsun görev almış tüm meslektaşlarıma gönülden teşekkür ediyor, her birini ayrı ayrı saygıyla selamlıyorum. Önümüzdeki 2 yıllık süreçte görev alacak olan tüm meslektaşlarıma da şimdiden kolaylıklar diliyorum. Yürüdüğümüz yol uzun ve zor.

 

Bugün burada meslektaşlarımın dışında birçok konuğumuz var. Her birini ayrı ayrı selamlıyorum. Varlıklarıyla genel kurulumuza onur verdiler. Bundan sonraki süreçlerde de yine kol kola yürüme arzumuzu ve kararlılığımızı sizlerin huzurunda tekrarlıyorum.

 

Bizler başta mensubu olduğumuz eczacılık mesleğine, örgütümüze, sağlık sistemine ve halkımıza olumlu bir şeyler katabilme isteği ve gayreti ile çalışmalarımızı sürdürdük, sürdürüyoruz. Bizden önce hizmet edenlerin koymuş olduğu tuğlanın üzerine bir tuğla daha koyarak yapılanları geliştirip büyütmeye çaba sarf ediyoruz. Bu anlamda seçimli olağan genel kurulumuzun mesleğimize, meslektaşlarımıza, sağlık alanına ve ülkemize yararlı olmasını, umut dolu yarınlara, geleceğin ışıklı günlerine pencereler açmasını diliyorum.

 

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, genel kurulumuza onur veren misafirlerimiz başta olmak üzere hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

 

Başkan Uzm. Ecz. Devrim BALI